sicakvideolar.com
Sıcak videolar Magazin haberleri

Archive for Ekim, 2008

Fahişe Elena rolü beni çok etkiledi

Posted in Kategorilenmemiş  by admin | Ekim 24th, 2008

Kanal D’de ekrana gelen
“Aşk-ı Memnu” dizisinde Bihter rolüyle izlediğimiz Beren
Saat, Beyoğlu ve Tünel’de kurulan platoda “Güz Sancısı”
adlı sinema filmi için de kamera karşısında. Seninle
dergisi, Türkiye’nin hüzünlü bir dönemini anlatan filmde
Elena adlı Rum fahişeyi canlandıran Saat’le filmi,
rolünü ve 6-7 Eylül olaylarını konuştu.


“Hatırla Sevgili” bir dönem dizisiydi ve büyük beğeniyle
izlendi. Beren Saat, o dizideki Yasemin karakteriyle
iyiden iyiye bütünleşmişti, değil mi?
- Doğrusunu isterseniz, o dizide kamera önüne
geçmeye başladığım andan itibaren Yasemin beni
büyülemişti. Yasemin’le çok güzel günlerim geçti, onu
çok sevdim. Yasemin’i hiç unutmayacağım.

 

 

“Hatırla Sevgili” dizisinde rol alırken, zaman zaman
Yasemin’in etkisinde kaldığın oldu mu hiç? 
- Yasemin’in değil ama dizinin anlattığı dönemin
etkisinde kaldım elbette.

 

Şimdi de Tomris Giritlioğlu’nun yönettiği “Güz
Sancısı” adlı sinema filmin setindesiniz. Bu da bir
dönem filmi. Teklif nasıl geldi, kabul ederken neleri
göz önüne aldın?
- Tomris Hanım, bu filmin senaryosunu bana vereli
dört yıl oldu. Senaryoyu ilk okuduğum zaman ürkmüştüm.
Ancak bu dört yıl içinde senaryoya ısındım, kafamda ve
gönlümde olaylar gelişti. Ben olgunlaştım. Bu arada
rolümle ilgili, filmle ilgili malzemeler topladım,
bilinçli ya da bilinç dışı. Daha sonra bu rolü oynamayı
çok istediğimi hissettim.

 

Filmde Elena karakterini oynuyorsun… Elena’nın
yaşadığı dönem Yasemin’den daha öncesi oluyor.
- Evet, Yasemin’den altı yıl önce. Elena benim
için heyecan verici bir karakter. Zor bir rol, umarım
altından kalkabilirim.

 

Yasemin çok masumdu, Elena ise bir fahişe…- Evet, farklı dönemlerdeki, iki farklı karakter
onlar. 
http://www.hurriyet.com.tr/_np/2066/6432066.jpg

 

Rolüne nasıl hazırlandın?- Öncelikle Yılmaz Karakoyunlu’nun yazdığı bu
romanı okudum. O dönemle ilgili araştırmalar yaptım. Son
dönemlerde ise olayların geçtiği Tünel’de ve Beyoğlu’nda
dolaştım. Onların yaşadığı mekanlara dokunmak, o havayı
koklamak gerekiyordu.

 

O dönemi yaşamış olanlarla hiç temas kurabildin
mi?
- O dönemi bilenlerin anlattıklarını dinledim. O
dönemi yaşayanların arkadaşlarından bazılarıyla
konuştum. Özellikle 6-7 Eylül geceleri çok önemli.
“Çocukluğumda şu olayı hiç unutmuyorum” diyerek başlayan
açıklamalar benim için çok sarsıcı oluyor.

 

Gelelim “Elena”ya… 1955’in
istanbul’unda yaşayan Elena, nasıl biri?
- Elena, bir fahişe… Bu iş ona babaannesi (Zeliha
Berksoy) tarafından yaptırılıyor. Çok ciddi travmaları
var Elena’nın. O travmaları yenebilmek için büyümemeyi
seçmiş. Mazisiyle yüzleşmek istemiyor. Maziden kaçıyor.
Aslında Elena çok da acımasız bir hayat yaşıyor. 6-7
Eylül gecesi de, Rum olduğu için çok acımasız bir darbe
daha yemiş oluyor.

 

Romanda olan bazı sahneler vardı. Çok etkileyici,
çok vahşi… Özellikle Elena’nın saldırıya uğradığı
sahnelerdi bunlar…
- Çok az bir değişim var ama finale dair sahneler
olduğu için çok da açıklama yapmak istemiyorum. Roman
ayrı, film farklı…

 

Demek ki Elena’yı izlerken çoğumuz gözyaşlarımızı
tutamayacağız…
- Elena tabii ki izleyenlere büyük hüzünler
yaşatacak. Ancak diğer karakterler de öyle… 

 

 

Film ne zaman vizyona girecek?- Yeni yılın ilk aylarında seyirciyle buluşması
planlanıyor.

 

Beren Saat, hep dönem çalışmaları içinde… Peki
bundan sonra hangi dönemi düşünüyorsun?
- Şimdi Cumhuriyet’in ilk dönemlerini
düşünüyorum. 20’lerin sonu ve 30’lu yıllar. Atatürk’lü
dönem ve o dönemde yaşananlar beni çekiyor. Ne var ki
bunun da sonu yok, daha ne kadar geriye gidilebilir ki!

 

Osmanlı’ya mesela…- Ferzan Özpetek’in çektiği “Harem ve Suare”
filmini izlediğimde çok etkilenmiştim. Harem kokusu
duymayı çok istemiştim. Dediğim gibi, bunun bir sonu yok
aslında, hepsini denemek isterim.

 

6-7 Eylül olayları için ne diyeceksiniz?- Ben her zaman partiler üstü, dinler üstü olarak
ve hümanist olarak hayatı algılamaya çalışıyorum.
Komşularımızın dini ya da kimliği önemli olmamalı. Geçen
gün benden yaşça çok büyük olan bir Ermeni ile sohbet
ettim. “Bizim hiç aklımıza gelmezdi, komşumuzun dini,
uyruğu. Sormazdık zaten” dedi. 6-7 Eylül olaylarına
gelince, sürü psikolojisiyle yapılmış bir saldırı bu.
Müthiş bir öfke, kin… Ancak tepeden bir yönetme,
yönlendirme var… Çünkü topraklarımızda çok uzun yıllar
azınlıklarla yaşamışız, hiç sorun olmamış. 

 

Size “Tarafsınız” diyebilirler…- “Hatırla Sevgili”de de taraf olduğumuz
söylendi, bu filmde de aynı şeyi söyleyecekler.
Söylesinler. Bir şeyi anlatacaksanız, elbette taraf
olacaksınız. Burada önemli olan, gençlerin bazı şeyleri
öğrenecek olmasıdır. Gençler “Bu da mı oldu?”
diyecekler. “Hatırla Sevgili” dizisinde Başbakan’ını
asmış bir ülke olduğumuz hatırlatıldı. Masumlaşan
suçluları tanıttık. Bu filmde seyirciyi yine sarsacağız.
Elena seyirciyi sarsacak.

 

“6-7 Eylül olayları” nedir?/_np/2069/6432069.jpg

Tarihte “6-7 Eylül olayları” adıyla bilinen
olaylarda, 1955 yılında “Atatürk’ün evine bomba atıldı”
yalanıyla kışkırtılanlar tarafından
İstanbul’da bulunan azınlıkların ev, işyeri ve
ibadethaneleri yağmalandı. Olayların kökeninde
toplumdaki ekonomik dengesizlik ve siyasal sorunlar
yatmaktaydı.
Yunanistan’daki Enosis çığlıkları ve yeni
filizlenmeye başlayan
Kıbrıs sorunu, Türkiye’de gayrimüslim vatandaşlara
karşı bir önyargının oluşmasına neden oldu.

Özel hayat mahremdir gizlenmesi gerekir

Gelelim Beren Saat’in özel hayatına. Kamera
dışındaki hayatınız pek bilinmiyor, bunun özel bir
nedeni mi var?
- Bence özel hayat mahremdir. Uluorta gündeme
gelmesi gereken bir şey değil. Diziyle, filmle,
yaptıklarımla ortada olmam daha iyi. Hele bir ilişki söz
konusuysa, o daha da kötü. Çünkü o zaman da ilişki, iki
kişinin ilişkisi olmaktan çıkıyor. Sonra bir de
bakmışsınız, sizin yerinize başkaları yönlendiriyor
ilişkinizi.

 

Yaz gelip geçti, Beren Saat tatil imkanı bulabildi
mi?
- Çok kısa kısa, iki-üç günlük tatiller
yapabildim. Toplayabildiğim kadar enerji topladım ve
şimdi yine kamera önündeyim.

arogu 1200 defa izledim

Posted in Kategorilenmemiş  by admin | Ekim 16th, 2008

Yeni filmi A.R.O.G, 5 Aralık’ta seyirciyle buluşacak olan Cem Yılmaz, filmi
tam 1200 kez izlediğini söyledi.

Film
için toplam 95 gün çalıştıklarını belirten Yılmaz, “Titizlikle çalıştık. Film
için 95 gün çalıştık ki, bu süre bir sinema filmi için normal bir süre değil.
Sonuçta film 120 dakikada bitiyor. Ben filmi şimdiden 1200 kez izledim” dedi.
Filmin aylarca vizyonda kalmasını temenni ettiğini belirten Yılmaz, “Açıkcası
seyirciyi mumla arıyoruz. Çünkü seyirci değişken özellikler gösteriyor” diye
konuştu.

Tags: ,

Evde çırılçıplak gezerim

Posted in Kategorilenmemiş  by admin | Ekim 5th, 2008

Oyuncu Pelin Batu, Marie Claire dergisine ailesini anlattı: Annem çok pratik bir insandır; her şeyi o organize eder. Babam sinemaya meraklıdır, haftada bir onunla film seyrederiz, okuduğumuz kitapları tartışırız. Rum meyhanelerine gideriz, rakı içeriz, muhabbet ederiz ama Arda ile yakınlığımız farklıdır. Hep birbirimizin yanındayızdır. Evde çırılçıplak yürürüm. Arda da öyle, hiç utancımız yoktur. Türk normlarında belki garip geliyor ama bizim kadar yakın bir aile ve kardeşlik görmedim.Evde çırılçıplak yürürüm. Kardeşim Arda da öyle, hiç utancımız yoktur.

Tags: